Toplumda Erkek Baskısı ve Tarih İlişkilendirmesi
Türk toplumu, tarih boyunca yüzyıllık geleneklerini bırakmadan gelişmelerle kendini gericilikten soyutlamıştır. 19.YY’a kadar Türkler, “les pays développés” (Gelişmiş ve İlerici Millet) olarak tanınıyordu. Daha sonra ise kendi aralarında gruplaşıp birbirlerini İlerici ve Gerici olarak ayırınca devlet idaresi Gericiler sıfatını aldı ve İlericilerin yaptıkları “Darbeler” bu sıfatların toplu çöküşüydü.
Değişen toplum ve yönetim ideolojilerine karşın Türk tarihi boyunca süregelmiş “gelenekler” vardır. Bunlardan bazı başlıklar;
*Bağımsızlık
*Özgürlük
*İnsana değer verme
Olarak göz önüne serilebilir. Hiç bir tarihçinin karşı çıkmadığı bir olgudur bu. 21.YY hariç, 52 Türk Devleti’nden kaç tanesi bağımlı yahut sınır tamponu olarak varlığını sürdürmeyi kabullenmiştir biliyor musunuz? Ben söyleyeyim, sıfır!
Özgürlük konusunda birkaç sav var ortaya bırakılmış. Sırf politika için milletinin tarihiyle kullananların başarılı “provokasyonlar”. Örneğin;
-‘Türk toplumlarında din özgürlüğü yoktu. Şii liderleri ve Protestanlar öldürülüyordu.’
Bir dine izin veren toplum ve kanun, diğer adıyla töre, neden izin vermesin “diğerinden bir farkı bulunmayan” bir başkasına? Saçma değil mi? Kilit nokta, diğerlerinden bir farkı olması. Bir başka dine saldırıda yahut tacizde bulunuyorsa, o dini çocuklara ve dahi gençlere yayanlar “idam edilir”. Öldürülmez. Bu idamların Amerika’nın, Almanya’nın, İngiltere’nin, İran’ın, Suriye’nin ve daha nicelerinin yaptığı kıyımlarla ve “ayıklamalarla” Hiçbir ilgisi yahut benzerliği yoktur.
Son olarak, başlığın sebebi olan kısım, insana değer verme. Hiçbir kimse tamamen suçlu bulunduğu kanısına varılmadan hor görülmez bizim “toplumumuzda”. İnsanlar değerlidir; ata binmeden önce seyisle konuşmak, ona teşekkür etmek ve değer vermek öğretilir binici adayına.
Kadına verilen değerin az olduğunu, bu yüzden kadınların geri planda tutulduğunu iddia edenler var. Kendi savımı paylaşacağım sizlerle; Kadınlar bu kadar değerli olduğu için serbest bırakılıyordu. Kadınlar da değerlerini bilip kendilerini geri planda tutuyorlardı. Bu kadar değerli oldukları için ne siyaset konusu yapılırdı, ne de bahiste tutulurdu beyler tarafından. Ve genelde kimsenin bakmadığı tarafı sunuyorum sizlere; beyler de hanımlar arasında bahis konusu olmazdı. Yaşamın konuları iki ayrı başlıktaydı. Birinden erkekler sorumluydu, diğerinden kadınlar.”Dışişleri” erkeklerin derdi ve sorumluluğu, hatta buyruğu altındaydı. “İçişlerine” ise erkekler yaklaşamazdı bile.
Günümüzde, insanların hayatı yalnızca “dışişleri” haline getirildi. Ve erkeklerin ayrıcalıklı olduğu düşünülen bir “Toplumda Hakimiyet” çatışması başladı. Bütün dünya bu akımlarla çalkalanırken biz ucuz atlattık. Günümüzde de Türk aile yapısı eski halini alıyor. Tek fark, dengeler biraz değişti. Kadınlar yaylalarda, tarlalarda değil; fabrikalarda, idarelerde çalışırken artık erkekleri bahis konusu yapıyorlar. Erkekler bunu yaptığı zaman “Erkek Baskısı” oluyor. Bir kadın erkeğin parfümüne, ceketine, kıyafetine, telefonuna ve hatta hayatına karışıyorsa baskı kuran kadındır. Erkeğin bunları yapmaya hakkı vardır. Bu bir otorite savaşıysa erkek pasif taraf olamaz. Bunu size bir erkek olarak söylüyorum. Bu savaşın içinde olmayan bir erkek. Erkek görevini yapar, kadın görevini. Görev paylaşımı ise muhabbetle yapılır. Eylemle değil…
Yazı çok uzun oldu, farkındayım. Bitirirken bu kadar saçma bir konunun neden “gündem” olduğunu sorarsanız diye, bir cevabım var. Kadınlar üzerinden siyaset yapılmaya başlandığından beri, kadınlara olmayan bir ezikliği hissettiriyorlar. Bakın; Kadınlar siyaset yapmaya başladığından beri değil, kadınlar “üzerinden” siyaset yapılmaya başlandığından beri diyorum. Anlayana…
Yorumlarınızı bizlerle paylaşmanız bizleri şereflendirecektir.Şimdiye kadar paylaşanlara ve sonrakilere binlerce defa teşekkür ederim, tüm arkadaşlarım adına...
Okuduğunuz için teşekkürler,
Oğuzhan Kaplan